GENÇLİĞİMİZİ VE GELECEĞİMİZİ VERDİĞİMİZ: “ÜNİVERSİTE” (Geçmiş Haftalık Köşe Yazımdan)

Bizler okul hayatına başladığımız andan itibaren istemesek de sürekli bir yarışın içinde olduk.Bu yarışa bizi sokanlar,ailemizler de buna dahil,bizi hep birileriyle kıyaslıyorlar bu hengamenin içinde biz kimiz neyiz ne istiyoruz hiç düşünmüyoruz,düşünemiyoruz..Bütün bu yarışta hemen hemen her yıl girdiğimiz sınavlar sanki hayatımızın en önemli sınavıymış gibi streslerde bocalıyoruz.Oysa sadece bir sınav telafisinin olduğu bir sınav üstelik bizim eğitim sistemimiz zaten bu sınavlar üzerine kurulu,biz başarısız olacağız birileri maddi olarak kazanacak.. Derken üniversiteler dolup taşıyor,ne ile mi? Hayali olmayan bölümlerde okuyan,sırf boşta kalmamak için tercih yapan,amaaann dört sene rahatım en azından diyen,neyse gideyim en azından ailem ve çevremdekiler rahat eder deyip dört sene sonra pin pişman olacak gençlerle..

Önceleri üniversite dediğimiz eğitim kurumlarına girmek zordu,hani büyüklerimizden duymuşuzdur “ahh bizim zamanımızda okumak zordu” sözünü,evet eskiden okumak zordu,okulu kazanmak zordu,okula gidecek kadar maddi imkan yoktu..Önceleri,diploma alabilmek için emek vermek zahmet çekmek gerekiyordu diplomanın karşılığı buydu peki ya şimdi?Şimdi ise diploma alabilmek için hemen her yerde üniversite var üstelik diploma alabilmek için insanın en değerli şeyi olan “zaman”yetiyor..Dört sene boyunca ailelerin gönderdiği paralarla kafelerde sinemalarda orada burada vakit geçirip senede sadece iki kere final ve vize haftasında çok az bir uğraşla o diploma alınabiliyor..Ve mezunuz artık,işe yaramaz bir kağıt ile..

İNCEÇİZGİ/MCHTT. COM