HAYATIMIZI HACKLEYEN “CORONA”!

Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: corana.jpg

İlk olarak Çin’in Wuhan bölgesinde, 2019 yılı Aralık ayının başında görülüp, bu bölgedeki yetkililer tarafından tanımlandığı için gayri resmi Wuhan koronavirüsü adıyla da bilinen yeni koronavirüsü solunum yolu enfeksiyonuna neden olan ve insandan insana geçebilen bulaşıcı bir virüstür.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO)tarafından virüsün resmi adı Severe Acute Respiratory Syndrome SARS-CoV-2 (Şiddetli Akut Solunum Sendromu-Koronavirus-2) olarak belirlenmiştir. Dünya Sağlık Örgütü virüsün neden olduğu hastalığı tanımlamak için COVID-19 terimini kullanmaktadır. 

30 Ocak 2020’de CoViD-19, Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel bir sağlık acil durumu ilan edilmiştir. 11 Mart 2020 tarihinde ise virüs pandemik, yani küresel salgın hastalık olarak ilan edilmiştir.

ÇİN VİRÜS İLE NASIL MÜCADELE ETTİ?

  • Özellikle sıkı karantina önlemleri ile salgının daha fazla yayılması engellendi. 
     
  • Sokağa çıkma yasakları getirilerek milyonlarca insanın sokağa çıkması kısıtlandı. 
     
  • Çin yeni yıl tatili uzatıldı. Market ve eczaneler dışındaki iş yerlerinin açılmasına izin verilmedi. Hubei eyaletinde hala birçok iş yeri kapalı vaziyette. Sadece önemli sektörler için işe dönüş çağrısı yapıldı. Birçok insana evlerinden çalışmaları çağrısı yapıldı.
     
  • Kamuya açık birçok mekana girişlere izin verilmedi. Ülke genelindeki birçok turistik yer ziyaretçilere kapatıldı. 
     
  • Büyük ekonomik kayıplar pahasına sinemalar, oteller, alış veriş merkezleri, tiyatrolar, müzelerin açılmasına izin verilmedi. 
     
  • Olayın başlarında Vuhan’a yönelik tüm uçuşlar, tren seferleri iptal edildi. 
     
  • Çin genelinde evlerden çıkışlar sınırlandırıldı. Her eve bir kart dağıtıldı ve bu süreçte ihtiyaçların karşılanması için her evden sadece bir kişinin çıkmasına izin verildi. 
     
  • Sadece virüse enfekte olanlar değil, bunlarla temas kurma ihtimali bulunan neredeyse herkese koronavirüs testi uygulandı.
  • Google Maps’in Çin’deki muadili olan Baidu Maps’te virüse enfekte olmuş her hastanın konumu virüs simgesi ile işaretleniyordu. Böylelikle enfekte olunan bölgelere gitmeyeceğimizi biliyorduk.
  • Alipay’de her vatandaş için bir QR kod verilmişti. Bu kodların 3 rengi vardı. Yeşil, sarı ve kırmızı. Yeşil sağlıklı, sarı şüpheli, kırmızı ise virüslü demek. Bazı yerlere sadece bu QR kodla girebiliyorduk.
  • Şehrin birçok bölgesinde termal kameralar ile halkın ateşi ölçülüyordu. Bunun dışında tüm kapalı alanlara girişlerde görevliler ateş ölçümü yapıyordu.
  • Telekominikasyon şirketleri virüsün en şiddetli görüldüğü yer olan Hubei eyaletine son 14 gün içinde giden kişileri belirliyor ve bunların her hareketleri sürekli izleniyordu. 

Anlaşıldığı üzere virüsün merkezi olmasına rağmen şuan en güvenli ülke konumunda olan Çin’in tüm dünyaya örnek teşkil eden bir başarısı mevcut.. Geri kalan dünya ülkelerinin üzerilerine düşen ise Çin’in bu başarısını örnek alarak bir an önce şiddetle ve katlanarak artan bu salgının önüne geçilmeli.

Dünyanın Başından Geçenler(Hastalıklar)

HIV/AIDS

Edinilmiş bağışıklık eksikliği sendromu ya da genel olarak bilinen kısaltmasıyla AIDS halen dünyada aktif haldeki pandemi salgınlarının başında geliyor.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre ilk kez 1976 yılında karşılaşılan hastalık 1981’den bu yana en az 31 milyon can aldı.

Halihazırda 35 milyona yakın insanın HIV pozitifle yaşadığı tahmin ediliyor.

Her yıl 1,6 milyon insan AIDS nedeniyle hayatını kaybediyor. Hastalık 2005-2012 yılları arasında zirve yapmıştı.

1968 GRİP SALGINI

Solunum yolunu etkileyen tek grip salgını corona virüs değil. Influenza virüsü halk arasında grip olarak bilinen virüs türüdür. 1968 yılında bu hastalığın mutasyona uğramış versiyonu H3N2 bir milyon insanı öldüren bir salgına dönüştü.Yüzde beş ölüm oranına sahip olan bu virüs Hong Kong nüfusunun yüzde 15’inin ölümüne neden oldu. Filipinler, Hindistan, Avustralya, Avrupa ve ABD’de salgından etkilenen diğer ülkeler oldu.

1956-1958 ASYA GRİBİ

1968 salgınından 12 yıl önce influenza virüsü yine dünya genelinde etkisini gösteriyordu. Bu sefer H2N2 olarak adlandırılan versiyonu Çin’de ortaya çıktı ve 1958 yılına kadar salgın devam etti.Hastalığın kaç kişi öldürdüğü tam olarak bilinmese de DSÖ verilerine göre yaklaşık 2 milyon insan hayatını kaybetti.

İSPANYOL GRİBİ (1918-1920)

Birinci Dünya Savaşı’nın son yılında H1N1 olarak sınıflandırılan influenza pandemisi tüm dünyayı kasıp kavuruyordu. Yaklaşık 500 milyon insanın yaklaşık üç yıl süren salgından etkilendiği düşünülüyor.

İspanyol gribi olarak da bilinen salgınde ölü sayısı net olarak bilinmiyor. Corona virüsten farklı olarak sağlıklı genç bireyleri de etkileyen bu salgının 20 ila 50 milyon arasında insanı öldürdüğü tahmin ediliyor.

KOLERA SALGINI

Kolera 19. ve 20. yüzyıllarda en fazla can alan hastalıkların başında geliyor. 1800’lerin başından itibaren dünya üzerinde farklı farklı kolera salgınları yaşandı.

Osmanlı da bu salgınlardan etkilenen ülkelerden biriydi. Her ne kadar Türkiye’de hissedilmese de 1960’lı yıllarda başlayan 7. Kolera salgını halen devam ediyor ve pandemi olarak sınıflandırıldı.

1910-1911 yıllarını kapsayan altıncı kolera salgını ise Hindistan’da ortaya çıktı. Anadolu’nun içinde olduğu birçok alana yayıldı.

Hastalığın sadece Hindistan’da 800 binden fazla insanı öldürdüğü düşünülüyor. Birçok salgından farklı olarak koleranın kaynağı virüs değil vibrio cholerae adı verilen bir bakteridir.

KARA ÖLÜM

14. yüzyıla damgasını vuran olaylandan veba salgını kara ölüm olarak adlandırılıyor. 1346’dan 1353’e kadar etkili olan salgının ne kadar insanı öldürdüğü tam olarak bilinmiyor. Tarihçiler sayısının en az 75 milyon olduğunu ifade etse de rakamı 200 milyon insana kadar çıkartan araştırmacılar da var.Asya’da başlayan bu salgın gemilerle Avrupa’ya taşındı. O dönem Avrupa’da şehirleşmiş bütün kentleri etkisi altına alan veba salgını şehirli nüfusun önemli bir bölümünü öldürdü. Tarihçiler dönemin önemli kentlerinden olan Floransa’da nüfusun üçte birinin vebadan öldüğünü düşünüyor.

JUSTİNİAN VEBASI

Kara Ölüm Ortaçağ’ın sonuna geldi ancak çağın ilk dönemlerine başka bir veba salgını damga vurdu.

541 yılında başlayan Justinian Vebası salgını Bizans İmparatorluğunu etkisi altına aldı ve Akdeniz kıyısındaki diğer bölgelerde de etkisini gösterdi.

542 yılına gelindiğinde 25 milyon insanı öldüren bu hıyarcıklı veba türünün sadece eski adı Konstantinapolis olan İstanbul’da günde 5 bin insanı canına mal olduğu ve toplamda kentin nüfusunun yüzde 40’ını öldürdüğü tahmin ediliyor.

ANTONİNE VEBASI

165 yılında başlayan bu salgın veba olarak nitelendirilse de hastalığın çiçek ya da kızamık olduğu değerlendiriliyor.

Anadolu, Mısır, Yunanistan ve İtalya’da etkili olan salgın Roma askerleri tarafından bölgeden bölgeye taşındı. Salgın 5 milyondan fazla insanı öldürürken Roma ordusunu da neredeyse yok etti.