HAYATIMIZI HACKLEYEN “CORONA”!

Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: corana.jpg

İlk olarak Çin’in Wuhan bölgesinde, 2019 yılı Aralık ayının başında görülüp, bu bölgedeki yetkililer tarafından tanımlandığı için gayri resmi Wuhan koronavirüsü adıyla da bilinen yeni koronavirüsü solunum yolu enfeksiyonuna neden olan ve insandan insana geçebilen bulaşıcı bir virüstür.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO)tarafından virüsün resmi adı Severe Acute Respiratory Syndrome SARS-CoV-2 (Şiddetli Akut Solunum Sendromu-Koronavirus-2) olarak belirlenmiştir. Dünya Sağlık Örgütü virüsün neden olduğu hastalığı tanımlamak için COVID-19 terimini kullanmaktadır. 

30 Ocak 2020’de CoViD-19, Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel bir sağlık acil durumu ilan edilmiştir. 11 Mart 2020 tarihinde ise virüs pandemik, yani küresel salgın hastalık olarak ilan edilmiştir.

ÇİN VİRÜS İLE NASIL MÜCADELE ETTİ?

  • Özellikle sıkı karantina önlemleri ile salgının daha fazla yayılması engellendi. 
     
  • Sokağa çıkma yasakları getirilerek milyonlarca insanın sokağa çıkması kısıtlandı. 
     
  • Çin yeni yıl tatili uzatıldı. Market ve eczaneler dışındaki iş yerlerinin açılmasına izin verilmedi. Hubei eyaletinde hala birçok iş yeri kapalı vaziyette. Sadece önemli sektörler için işe dönüş çağrısı yapıldı. Birçok insana evlerinden çalışmaları çağrısı yapıldı.
     
  • Kamuya açık birçok mekana girişlere izin verilmedi. Ülke genelindeki birçok turistik yer ziyaretçilere kapatıldı. 
     
  • Büyük ekonomik kayıplar pahasına sinemalar, oteller, alış veriş merkezleri, tiyatrolar, müzelerin açılmasına izin verilmedi. 
     
  • Olayın başlarında Vuhan’a yönelik tüm uçuşlar, tren seferleri iptal edildi. 
     
  • Çin genelinde evlerden çıkışlar sınırlandırıldı. Her eve bir kart dağıtıldı ve bu süreçte ihtiyaçların karşılanması için her evden sadece bir kişinin çıkmasına izin verildi. 
     
  • Sadece virüse enfekte olanlar değil, bunlarla temas kurma ihtimali bulunan neredeyse herkese koronavirüs testi uygulandı.
  • Google Maps’in Çin’deki muadili olan Baidu Maps’te virüse enfekte olmuş her hastanın konumu virüs simgesi ile işaretleniyordu. Böylelikle enfekte olunan bölgelere gitmeyeceğimizi biliyorduk.
  • Alipay’de her vatandaş için bir QR kod verilmişti. Bu kodların 3 rengi vardı. Yeşil, sarı ve kırmızı. Yeşil sağlıklı, sarı şüpheli, kırmızı ise virüslü demek. Bazı yerlere sadece bu QR kodla girebiliyorduk.
  • Şehrin birçok bölgesinde termal kameralar ile halkın ateşi ölçülüyordu. Bunun dışında tüm kapalı alanlara girişlerde görevliler ateş ölçümü yapıyordu.
  • Telekominikasyon şirketleri virüsün en şiddetli görüldüğü yer olan Hubei eyaletine son 14 gün içinde giden kişileri belirliyor ve bunların her hareketleri sürekli izleniyordu. 

Anlaşıldığı üzere virüsün merkezi olmasına rağmen şuan en güvenli ülke konumunda olan Çin’in tüm dünyaya örnek teşkil eden bir başarısı mevcut.. Geri kalan dünya ülkelerinin üzerilerine düşen ise Çin’in bu başarısını örnek alarak bir an önce şiddetle ve katlanarak artan bu salgının önüne geçilmeli.

Dünyanın Başından Geçenler(Hastalıklar)

HIV/AIDS

Edinilmiş bağışıklık eksikliği sendromu ya da genel olarak bilinen kısaltmasıyla AIDS halen dünyada aktif haldeki pandemi salgınlarının başında geliyor.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre ilk kez 1976 yılında karşılaşılan hastalık 1981’den bu yana en az 31 milyon can aldı.

Halihazırda 35 milyona yakın insanın HIV pozitifle yaşadığı tahmin ediliyor.

Her yıl 1,6 milyon insan AIDS nedeniyle hayatını kaybediyor. Hastalık 2005-2012 yılları arasında zirve yapmıştı.

1968 GRİP SALGINI

Solunum yolunu etkileyen tek grip salgını corona virüs değil. Influenza virüsü halk arasında grip olarak bilinen virüs türüdür. 1968 yılında bu hastalığın mutasyona uğramış versiyonu H3N2 bir milyon insanı öldüren bir salgına dönüştü.Yüzde beş ölüm oranına sahip olan bu virüs Hong Kong nüfusunun yüzde 15’inin ölümüne neden oldu. Filipinler, Hindistan, Avustralya, Avrupa ve ABD’de salgından etkilenen diğer ülkeler oldu.

1956-1958 ASYA GRİBİ

1968 salgınından 12 yıl önce influenza virüsü yine dünya genelinde etkisini gösteriyordu. Bu sefer H2N2 olarak adlandırılan versiyonu Çin’de ortaya çıktı ve 1958 yılına kadar salgın devam etti.Hastalığın kaç kişi öldürdüğü tam olarak bilinmese de DSÖ verilerine göre yaklaşık 2 milyon insan hayatını kaybetti.

İSPANYOL GRİBİ (1918-1920)

Birinci Dünya Savaşı’nın son yılında H1N1 olarak sınıflandırılan influenza pandemisi tüm dünyayı kasıp kavuruyordu. Yaklaşık 500 milyon insanın yaklaşık üç yıl süren salgından etkilendiği düşünülüyor.

İspanyol gribi olarak da bilinen salgınde ölü sayısı net olarak bilinmiyor. Corona virüsten farklı olarak sağlıklı genç bireyleri de etkileyen bu salgının 20 ila 50 milyon arasında insanı öldürdüğü tahmin ediliyor.

KOLERA SALGINI

Kolera 19. ve 20. yüzyıllarda en fazla can alan hastalıkların başında geliyor. 1800’lerin başından itibaren dünya üzerinde farklı farklı kolera salgınları yaşandı.

Osmanlı da bu salgınlardan etkilenen ülkelerden biriydi. Her ne kadar Türkiye’de hissedilmese de 1960’lı yıllarda başlayan 7. Kolera salgını halen devam ediyor ve pandemi olarak sınıflandırıldı.

1910-1911 yıllarını kapsayan altıncı kolera salgını ise Hindistan’da ortaya çıktı. Anadolu’nun içinde olduğu birçok alana yayıldı.

Hastalığın sadece Hindistan’da 800 binden fazla insanı öldürdüğü düşünülüyor. Birçok salgından farklı olarak koleranın kaynağı virüs değil vibrio cholerae adı verilen bir bakteridir.

KARA ÖLÜM

14. yüzyıla damgasını vuran olaylandan veba salgını kara ölüm olarak adlandırılıyor. 1346’dan 1353’e kadar etkili olan salgının ne kadar insanı öldürdüğü tam olarak bilinmiyor. Tarihçiler sayısının en az 75 milyon olduğunu ifade etse de rakamı 200 milyon insana kadar çıkartan araştırmacılar da var.Asya’da başlayan bu salgın gemilerle Avrupa’ya taşındı. O dönem Avrupa’da şehirleşmiş bütün kentleri etkisi altına alan veba salgını şehirli nüfusun önemli bir bölümünü öldürdü. Tarihçiler dönemin önemli kentlerinden olan Floransa’da nüfusun üçte birinin vebadan öldüğünü düşünüyor.

JUSTİNİAN VEBASI

Kara Ölüm Ortaçağ’ın sonuna geldi ancak çağın ilk dönemlerine başka bir veba salgını damga vurdu.

541 yılında başlayan Justinian Vebası salgını Bizans İmparatorluğunu etkisi altına aldı ve Akdeniz kıyısındaki diğer bölgelerde de etkisini gösterdi.

542 yılına gelindiğinde 25 milyon insanı öldüren bu hıyarcıklı veba türünün sadece eski adı Konstantinapolis olan İstanbul’da günde 5 bin insanı canına mal olduğu ve toplamda kentin nüfusunun yüzde 40’ını öldürdüğü tahmin ediliyor.

ANTONİNE VEBASI

165 yılında başlayan bu salgın veba olarak nitelendirilse de hastalığın çiçek ya da kızamık olduğu değerlendiriliyor.

Anadolu, Mısır, Yunanistan ve İtalya’da etkili olan salgın Roma askerleri tarafından bölgeden bölgeye taşındı. Salgın 5 milyondan fazla insanı öldürürken Roma ordusunu da neredeyse yok etti.

Sağlam Kafa Sağlam Vücutta Bulunur..

  • Bol su iç!. Unutma ki vücudunun neredeyse %60’ı sudan oluşuyor. Sağlıklı organlara sahip olabilmen için bir araya gelen hücrelerinin içinde su var. Oksijeni organlara taşıyan ve vücudundaki zararlı maddeleri böbreklere taşıyıp, vücudundan dışarı atmanı sağlayan kanın içeriği büyük oranda su. Bunun gibi sana onlarca daha örnek verebilirim. Bu nedenle su önemli bir parçan, onu hayatından eksik etmemelisin. Gün içinde 2-2.5 litre su içmek yararlıdır. Yeterli suyu içip içmediğin konusunda en iyi gösterge de idrarının rengidir. Sağlıklı bir bireyde idrar rengi berrak veya açık sarı olmalıdır. Koyulaşmaya başladı ise son saatlerde az su içtiğini düşünmelisin. Sabah ilk idrarının renginin koyu olmasının da nedeni gece boyunca su içememiş olmandır. Su konusunda ufak bir ayrıntıyı da hatırlatmadan geçmek istemiyorum: Yeme şeklini değiştirmeden sadece içeceklerini su ile değiştirirsen bir yılda 4-5 kilo vermen mümkün.
  • Yeterli ve kaliteli uyku uyuduğundan emin ol! Uyku, gün içinde yorulan bedenimizin ve beynimizin dinlenme ve yenilenme zamanıdır. Bu nedenle sağlık için olmazsa olmazlardandır. Bir erişkininin günde en az 7- 9 saat arası uyuması gereklidir. Uykusuna dikkat etmeyenler kalp hastalığı, diyabet, enfeksiyonlara eğilim, obezite, anksiyete (endişe hali) ve depresyon gibi kronik hastalıkların tehditi altındadır.
  • Egzersiz özellikle kalp damar hastalıklarından korunmak için önemlidir. Bu nedenle haftada en az 150 dakika egzersiz yapmanda yarar var. Basit bir yürüyüş bile ileride daha sağlıklı bir hayata adım atmana yardımcı olacak. Bundan emin olabilirsin. Yoğun tempo içinde spor yapamıyorum demekten vazgeç ve işyerine veya evine giderken araçtan yarım saatlik yürüyüş mesafesinde önce in. İstedikten sonra zaman bulabilirsin. Asansörü kullanmak yerine merdivenleri kullan. Sağlık açısından iki kat yukarı 3 kat aşağı inmende hiç bir sakınca olmadığını kabul et. Farklı spor tiplerini denemelisin. Bunu bir angarya olarak değil eğlence olarak gör. Spor Hocamız Onur Özbek’in senin için önerdiği spor tiplerine bir göz at. Ve unutma egzersiz kilo vermek için değil, sağlıklı bir hayata sahip olmak için yapılır.
  • Sağlıklı beslenme. Ne yersen o’sun. Dengeli ve sağlıklı beslenmenin ne kadar önemli olduğunu artık sen de biliyorsun ama nasıl yapacağını bilmiyorsan Uzm Dyt Dilara Koçak’a kulak ver. Günde en az 5 porsiyon meyve ve/veya sebze yemeyi unutma. Vücut kilonu ve göbek çevresini takipte tut. Normal sınırları zorlama.

    Mutlu insanların ortak özelliklerinden biri de çevrelerinde pozitif enerji veren insanları bulundurmalarıdır. Çevreni ve arkadaşlarınıoluştururken buna dikkat et. Onlarla zaman geçirmeyi ihmal etme. On yıl içinde dünyada en sık görülen hastalık depresyon olacak gibi görünüyor. İşte düşmanlarından birini sana söylemiş oldum. Bunu aşmanın yolu derdin olduğu zaman, her zaman çare bulacak değil, ama seni her zaman dinleyecek bir arkadaşa sahip olmaktır. Sen de arkadaşların için iyi bir dinleyici olmayı öğrenmelisin.
  • Nefes Nefes Nefes… Oksijensiz bir ortamda olsan ne kadar yaşayabilirdin? Beynin direnme süresi 5 dakika kadar. Sen yeteri kadar oksijen bulunan bir ortamda bulunurken neden daha derin nefesler almıyorsun. Çoğumuz akciğer kapasitemizin 3’te biri kadar nefes alıyor. Sabah uyandığında ve yola çıktığında, güne başladığında ve gün boyunca derin nefesler almayı unutma. Bu taktik sana hem özgüven arttıracak hem de sağlığını korumanı sağlayacaktır.
  • Alışkanlıklarını gözden geçir! Akciğer, böbrek, mesane, yemek borusu kanseri ve niceleri….. Herhalde sigara içmenin kansere neden olduğunu, vücudunda tüm damarları tıkayabileceğini, bunun sonucunda kalp krizi geçirebileceğini, felç riski ile karşı karşıya kaldığını ve bacağını kaybedebileceğini biliyorsun. Bunu okumak faydalı değilse bir de sigaranın zararlarını sen bir kağıda yaz. Belki de daha kolay ikna olursun. Uğraşlarına ve istemene rağmen sigarayı bırakamadıysan profesyonel bir yardıma başvurabilirsin. Piyasada bulunan ilaçlarla %100 sonuç alınamasa da başarı oranı yüksek girişimlerde bulunmak daha yararlıdır ve kendine olan inancını arttırır. Bulunduğun yerde sigara içiliyorsa ve sen içmiyorsan şunu bilmeni isterim ki pasif içicilik de en az aktif olanı kadar zararlı.
  • Bir hobi edin! Yukarıda saydığımız sağlıklı hayat önerilerinin çoğunu bir hobi ile sağlayabilirsin. Beraber iyi vakit geçireceğin hobi arkadaşlarını sigara içmeyenlerden ve sağlıklı olanlardan seçersen, hem psikoljine hem de bedenine iyi bir yatırım yapmış olursun. İnan getirisi paha biçilmez.

SPOR SADECE SPOR DEĞİLDİR..

İdeal ve en ucuz tedavi aslında hasta olmamaktır. Hasta olmamak için vücudunuz güçlü olması gerekir.

Güçlü bir anatomik yapıya sahip olmak için düzenli spor yapmak zorundasınız.

Dolayısıyla genç, hatta çocuk yaşlardan itibaren spor yapmalıyız. SPOR yaparak hastalıklardan korunmamızın yanında yağ dokumuzu azaltabilir ve sıkı bir vücuda sahip olabiliriz.

          SPOR kondisyonu geliştirmesi, hareketliliği ve üretkenliği arttırması sayesinde bireyin kendine güveninin ve benlik saygısının artmasını sağlar. Bu sayede kişinin zinde, güzel, kaliteli ve mutlu bir yaşam sürmesine aracılık eder. Yaşamı tehdit eden en önemli sağlık sorunu olan kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskini en aza indirir.

          Hepimizin yaradılış gereği iskelet ve kas sistemimizi hareket ettirme zorunluluğumuz vardır. Bu sorumluluk her ne kadar hayatımızın ikinci hatta üçüncü sıralarında yer alsada; hareketsizlikten doğan ve yaptığımız işe göre kısıtlı alanlarda çalışma gibi durumların uzun zamanlar sonra bize getireceği boyun sırt ve bel ağrılarını unutmamamız gerekir. Vücüdumuzun egzersiz yapma ihtiyacına ve onca sinyale karşılık vermediğimiz durumlarda size sayısını bile veremeyeceğim bir çok rahatsızlıkla karşılaşmanız muhtemel. Örneğin bel ve boyun fıtığı, kalp sorunları, tansiyon,diyabet, cilt hastalıkları, selülüt vb gibi. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Ama tabiki hiç birimiz bu sorunları kendimize yakıştırmayız.  Hatta en güçlü biziz zannederiz.

Ne zamana kadar?
Hayatımızı sosyal yaşantımızı ve sevdiklerimizle geçirdiğimiz kaliteli zamanları etkileyene kadar. Çoğumuz duymuşuzdur günümüzde doktorlarımız, spor yapmamızı öneriyor. Neden? Çünkü psikolojik veya hareketsizlikten doğan bir çok hastalığın önüne spor yaparak geçebiliyoruz. Psikoloji mi ? Ne alakası mı var? Evet var sevgili okuyan. Spor yapmak en başta mutluluk hormonu salgılamamızı sağlar. Sonraki günlere daha zinde başlamamıza sebep olur. Geleceğimizi bugün yaptıklarımız belirler. Her konuda bu böyle değil midir zaten…

          Herşeyden önce sağlıklı ol yeter deriz. Sağlıklı olmak için ne yapıyorsunuz. Düzenli doktor kontrolü mü? Sağlık lı beslenmemi? Dogru beslenmemi?  Hepimiz biliyoruz ki spor; sağlık problemleri olanlar, profesyonel düzeyde yarışanlar veya kilo kontrolü için yapanlar tarafından tercih edilir gibi bir algıya sahibiz. Böyle söylüyorum çünkü; çevremizde bu düşüncelere benzer bir çok insan bulunmaktadır. Kilosu ve boyu ne olursa olsun çevresinden duydukları bir yana hiç bir problemi olmayan bir insan neden doğru beslenmeyi ve bu konuda uzmanlaşmış kişilerden yardım almayı istemez ki. Ögrenmenin bilmenin ne zararı var ki. Sağlıklı bir yaşlılık geçirmek istemiyorum diyenleriniz varsa eğer bundan sonrasını okumanıza gerek yok.

Bundan başka yaşayabileceğimiz bir vücudumuz yok ki!!! 

Tamiri zor dönüşü mümkün olmayan sorunlar yaşamaya başlamadan önce neden bunu korumak için uğraşmayalım ve harekete geçmeyelim.

          Düzenli egzersiz yapmak eklemlerinize ve kemiklerinize binen yükün azalması sağlar. Vücut kas olarak güçlendikçe duruş bozukluklarımız yok olur. Kendimize güvenimiz artar. Mutlu oluruz. J Mutlu olacaksınız diyorum çünkü; spor yapmanın zorluklarını, alışkanlıklarını edinmeye başlamak; bu konuda düşünmek yerine size bir garanti sunuyorum. Mutlu olacaksınız. Kim istemez mutlu olmayı?

          Aklınıza gelen her sporu yapabilirsiniz. Evimizde ve ofislerimizde  her kas gurubu için  egzersiz yapmak bunları planlayarak kategorize etmek ve uygulamak mümkündür. Bu konuda destek alabileceğiniz gibi birebir çalışmalarda tercih edebilirsiniz veya spor salonlarında haftada 3 gün 1 er saat spor yapabilirsiniz. Fitness pilates kişisel eğitim yüzme vb sporlar.

          Hiçbir imkanınız yoksa düzenli yürüyüş yapabilirsiniz. Düzenli yürüyüş yapabilmeniz için pahalı egzersiz ekipmanına veya kulüp üyeliğine ihtiyacınız yoktur. Sağlık için elde edeceğiniz tüm kazanımları sağlayabilirsiniz. Yürümeye uygun bir spor ayakkabısı, rahat pamuklu bir egzersiz kıyafeti ve bir şişe su sağlıklı spor yapmanız için yeterlidir.

DAHA GÜÇLÜ BİR ANATOMİK YAPIYA SAHİP OLMAK VE SAĞLIKLI BİR YAŞLILIK GEÇİRMEK İÇİN BUGÜN SPORA BAŞLA….

“Serkan Kısa.com “

GENÇLİĞİMİZİ VE GELECEĞİMİZİ VERDİĞİMİZ: “ÜNİVERSİTE” (Geçmiş Haftalık Köşe Yazımdan)

Bizler okul hayatına başladığımız andan itibaren istemesek de sürekli bir yarışın içinde olduk.Bu yarışa bizi sokanlar,ailemizler de buna dahil,bizi hep birileriyle kıyaslıyorlar bu hengamenin içinde biz kimiz neyiz ne istiyoruz hiç düşünmüyoruz,düşünemiyoruz..Bütün bu yarışta hemen hemen her yıl girdiğimiz sınavlar sanki hayatımızın en önemli sınavıymış gibi streslerde bocalıyoruz.Oysa sadece bir sınav telafisinin olduğu bir sınav üstelik bizim eğitim sistemimiz zaten bu sınavlar üzerine kurulu,biz başarısız olacağız birileri maddi olarak kazanacak.. Derken üniversiteler dolup taşıyor,ne ile mi? Hayali olmayan bölümlerde okuyan,sırf boşta kalmamak için tercih yapan,amaaann dört sene rahatım en azından diyen,neyse gideyim en azından ailem ve çevremdekiler rahat eder deyip dört sene sonra pin pişman olacak gençlerle..

Önceleri üniversite dediğimiz eğitim kurumlarına girmek zordu,hani büyüklerimizden duymuşuzdur “ahh bizim zamanımızda okumak zordu” sözünü,evet eskiden okumak zordu,okulu kazanmak zordu,okula gidecek kadar maddi imkan yoktu..Önceleri,diploma alabilmek için emek vermek zahmet çekmek gerekiyordu diplomanın karşılığı buydu peki ya şimdi?Şimdi ise diploma alabilmek için hemen her yerde üniversite var üstelik diploma alabilmek için insanın en değerli şeyi olan “zaman”yetiyor..Dört sene boyunca ailelerin gönderdiği paralarla kafelerde sinemalarda orada burada vakit geçirip senede sadece iki kere final ve vize haftasında çok az bir uğraşla o diploma alınabiliyor..Ve mezunuz artık,işe yaramaz bir kağıt ile..

İNCEÇİZGİ/MCHTT. COM

GELİŞMEK,BİR ADIM DAHA ATMAK İSTEYENLER İÇİN..

Duygusal Zeka – Daniel Goleman

IQ ile ölçülen zeka, insanların okul ve iş yaşamındaki başarısını belirleyen değişmez bir etken midir? Öyleyse, neden yüksek IQ’lu çocuklar, ortalama IQ’ya sahip arkadaşlarına göre hayatta daha başarısız olabiliyor?

Dr. Daniel Goleman , psikoloji alanında çığır açan bu kitabında, EQ’nun (duygusal zeka) IQ’dan daha önemli olduğunu kanıtlıyor. Duygusal zekayı, özbilinç, azim, dürtülerini frenleme, başkalarının duygularını paylaşabilme gibi özellikleri içeren bir zeka olarak tanımlıyor. Araştırma bulgularına göre, duygusal zeka yoksunluğu, kişinin aile yaşamından mesleki başarısına, toplumsal ilişkilerinden sağlık durumuna kadar birçok alanda çok kötü sonuçlar doğurabiliyor. Ancak, Dr. Goleman’a göre, duygusal zeka doğuştan gelen bir özellik değil. İnsan beyninin yapısı dolayısıyla, çocuklukta alınan duygusal dersler, yaşam boyunca davranış tarzını belirliyor.

“Depresyonun en güçlü ve terapi dışında pek az kullanılan panzehiri ise, hayatı farklı görmek ya da yeni bilişsel çerçeve yaratmaktır. Bir ilişkinin bitişiyle kederlenmek ve “demek ki ben artık hep yalnız kalacağım” gibi düşüncelerle kendine acımak doğal olsa da, yılgınlık duygusunu arttıracağı kesindir. Bir an bunun dışına çıkarak ilişkinin o kadar da harika olmayan taraflarını ve ikinizin uyuşmayan yanlarını düşünmek yani kaybınızı farklı bir açıdan görmek üzüntünün ilacıdır.”

Üstün Başarı – Acar Baltaş

* Çalışmak istediğiniz halde çalışamıyorsanız
* Sıkıntı ve kaygılarınızdan ötürü dikkatinizi toplayamıyorsanız,
* Yaklaşan sınavların baskısı altında eziliyorsanız,
* Öğrendiklerinizi hatırlayamıyorsanız.

Bu kitapta:
* Öğrenmenin özünü ulaşarak başarılı olmanın yolarını
* Çalışma davranışınızı, sınav kaygınızı ve stres düzeyinizi ölçmek için özel testleri,
* Hızlı okuma ve bilgiyi özümleme tekniklerini,
* Unutmayı önleme ve hafızayı geliştirme için özel yöntemleri,
* Öğrenmenin bilimsel esaslarını ve ÜSTÜN BAŞARI’ya ulaşmanın anahtarlarını bulacaksınız..

“Başarılı olmak için hedefinizi (amacınızı) tespit edin. Başarı için, öğrencinin hayattan ne beklediğini amacının ne olduğunu bilmesi gerekir. Başarılı olmanın tek ve mutlak ölçüsü iyi bir üniversiteye girmek, herkesin gıpta ettiği bir mesleğe sahip olmak değildir. Elbette önemlidir ama insan, yetenekli olduğu çok değişik alanlarda, severek yapabileceği çeşitli işlerde kendini ortaya koyabilmişse, yaşamdan zevk alan biri ise, başarılı olmuş demektir. Hayatta en büyük amaç mutlu olmaktır. Her şey bunun uğruna yapılmaktadır. Ancak herkesin mutlu olmak için kullandığı araçlar farklıdır.”

Aklını En İyi Şekilde Kullan – Tony Buzan

Psikolog, eğitimci ve şair olan Tony Buzan’a göre “Beyniniz uyuyan bir dev gibidir.” Kitapta, beynin sağ ve sol yanının yanı sıra beynin alt ve üst kısımlarına, hızlı okuma ve not tutma tekniklerinden de özel hafıza sistemlerine kadar örneklerle birlikte oldukça kapsamlı bilgilere yer veriyor. Normalde beyin kapasitemizin çok küçük bir kısmını kullandığımız, artık oldukça yaygın bir bilgi. İşte bu kitap geri kalanın kullanılmayan muazzam gücünü geliştirmek için bir rehber niteliği taşıyor.

“Yunanlıların başta edebiyat ve felsefe olmak üzere pek çok alanda öncü olduklarını biliyoruz tarihten. En ünlü felsefecisi olan Aristo, hafıza konusunda bir araştırma yapmış ve vardığı sonuç hakikaten şaşırtıcı. Aristo, algı ve hafıza merkezinin kalpte yer aldığına kararını vermiş! Ve bu durum Rönesans’a kadar devam etmiş, sonrasında kafada yer aldığı ortaya çıkmış.”

Negatif Limanlardan Pozitif Sulara – Oğuz Saygın

Yazar kitabında isteyen herkesin hayatta başarılı olabileceğini bunun için mutlaka iyi bir niçini olması gerektiğini, yol gösterici olarak da NLP (Neuro-Linguistic Programming)’i göstermektedir. “Beyninizdeki zincirleri kırın” adlı ilk bölümde, yazar verdiği seminerler neticesinde insanlarda meydana gelen değişimin çok ilginç örneğini anlatmaktadır. Ayrıca hayatındaki büyük değişikliklere, topluluk önünde nasıl konuşmayı öğrendiğine, adanmak denilen kelimenin hayatından canlı örneklerle tarifine ve başarıyı anlatırken kendisinin nasıl başardığına değinmiştir.

İkinci bölümü NLP varsayımları ile ilgili. “Hedefe doğru” adlı üçüncü bölümde, bizlere hedef merkezli yaşamanın insanlara kazandırdıklarından söz etmektedir. “Sorular cevaplardır” adlı dördüncü bölümde, bizleri biraz düşünmeye sevk etmek için başarı ve motivasyonla ilgili güzel sözleri düşündürücü bilmecelere dönüştürerek anlatmaktadır.

“Bir şeyi gerçekleştirmeye olan arzumu üç basamakta incelenebilir. En alt basamağın adı dilektir. Eğer biz arzu ettiğimiz şeye, bir sinemaya gitmek kadar önem veriyorsak bunun gerçekleşmesi çok zordur. İstek basamağına çıkmış olan bir arzu artık bizim tarafımızdan ciddi ciddi gerçekleştirilmesi düşünülen bir hedeftir. Bu mertebeye yükselmiş bir hedefin gerçekleştirilmesine tarafımızdan yatırım yapılmaya başlanır. Üçüncü basamağın adı adanmaktır. Adanmanın en basit tarifi bir işin delisi olmaktır. Bir işin delisi oldunuz mu, artık o sizin damarlarınızda dolaşmaya başlar. Günde 24 saat onunla meşgul olursunuz.”

Beynine Format At – M. Barış Muslu

“Pozitif düşün, hayallerin gerçek olsun” diyen, kişisel gelişim kitaplarından farklı olarak, NeuroFormat yöntemiyle, bütün korkularınızdan, fobilerinizden, sigara bağımlılığından, kilolarınızdan kurtulmanızı, kronik ağrılarınıza, hayatınızı zorlaştıran yanlış inançlarınıza son vermenizi sağlıyor Barış Muslu bu kitabıyla.

Beynimizin ve bilinçaltımızın ne kadar güçlü olduğu sürekli söylenir. Ancak bilinçaltı çok güçlü olsa da, ne yazık ki çok da akıllı değil. Yaptığımız en büyük yanlış, onun mükemmel bir bilge olduğunu ve bir anda son haline geldiğini düşünmek. Ancak bu doğru değil. Beynimiz yenilenmeden, şu anki ihtiyaçları planlanmadan bu hale gelmiş. Ek yazılımlar, yamalar daha eski programlara eklenmiş. Milyonlarca yıl önceki ihtiyaçlara cevap veren yazılımlar hala çalışmaya devam ediyor. Bir başka deyişle yeni programlar eskilerle beraber çalışıyor.

“Bilinçaltımız negatifleri işleyemiyor. Bir başka deyişle, aklımıza her ne geliyorsa o bilinçaltımız tarafından “istediğimiz” ya da karşı karşıya kaldığımız bir durum olarak algılanıyor. İşte sırf bu yüzden, iyiyi düşünenler daha iyi, kötümserler daha kötü hayatlar yaşıyor. Bilinçaltımız, genel kural olarak, bize neye odaklanırsak bize onu yaşatıyor.

Her Şey Seninle Başlar – Mümin Sekman

Çok satan kişisel gelişim kitabı yazarlarından olduğu için listeye dahil ettik. Kitabını yazma öyküsünü şöyle anlatır.

“Bu kitap üniversite öğrencisiyken kurduğum bir hayalden doğdu. Başarılı olmak ile ilgili temel bilgileri, olabildiğince çok sayıda başarılı olmak isteyen insana iletmeyi hayal ediyordum. Başarılı insanların inceleyip, nasıl başardıklarını analiz edip, başarılı olmak isteyenlere anlatıyorum. Bir tür entellektüel Robin Hoodluk yapıyorum. Kitabın içinde yerel ve evrensel örneklerle, başarısızlığın nasıl öğrenildiği ve başarılı olmanın nasıl öğrenilebileceği anlatılıyor.”

“Çaresizlik öğrenilmiştir. Başarılı olmak da öğrenilebilir. Sende sandığından fazlası var! Gelebileceğin en iyi yerde değilsin. Yeni bir hayat için gereken, yeni bir akıldır. Doğru şeyi yapmak için yanlış zaman yoktur. Rüzgârı suçlamayı bırak, yelkenleri kullanmayı öğren. Seyirci koltuğundan sıkıldıysan sahneye çık. Zirvede her zaman bir kişiye yer var. Başkaları yapabildiyse, sen de yaparsın. Her şey seninle başlar”

“Hayatta ya tozu dumana katarsın, ya da tozu dumanı yutarsın. Seçim senin!”

TOPTALENT.COM

YENİ BİR GÜÇ”YAPAY ZEKA”

Yıllarca filmlere, kitaplara konu olan o insansı robotlaşma artık günümüzde hayalden öteye geçip, bu alanda bir çok adımlar atılan yeni bir güç simgelemeye başladı bile.Daha uzun yıllar boyuncada adından sıkça söz ettireceği kesin öyle ki artık devletlerin de bu alanlarda adımlar attığını görebiliyoruz.

O zaman nedir bu “Yapay zeka”? Yapay zeka, hiçbir canlı organizma içeriği olmayan, cansız araçlarla meydana getirilen, insansı davranışlar sergileyebilen makineler tanımı yapılabilir. Bizler aslında buna kısaca “Robot” diyoruz.

Yapay zeka fikri ilk olarak  “Mathison Turing” tarafından makinelerde düşünme yetisine sahipler mi ? Düşüncesiyle ortaya atılmıştı.Günümüzde hemen herkesin kullandığı yapay zeka ürünleri olan telefonlar, tabletler, bilgisayarlar, televizyonlar, ve daha daha niceleri var. Hal böyleyken, insanlar bu teknolojiyle bu kadar çok iç içe yaşarken de elbette bu kadarıyla sınırlı kalmayacağı da çok açık bir konu ve ayrıca günümüzde Facebook ve Google gibi şirketler yapay zeka konusunda liderlik eden şirketlerden bir kaçı.

Elbette unutmamak gerekir ki bütün bunların yapılıyor olmasının da sebebi yine insandır, çünkü bütün bunların mucidi insandır. Bu sebepten ötürüde yapay zeka ile birlikte bilgisayar bilimcileri de aranan elamanlar olacaktır. Uzun yıllar boyunca da bu alanda istihdam edileceği çok açıktır, böyle bir tutkunuz heyecanınız varsa bu alanda da iş veya işler bulabileceğinizi de unutmayın.

Yapay zekanın ilk ortaya atılmasından bu yana sıkça tartışma konusu; İnsanlık için bir tehlike mi yoksa değil mi ? sorusu olmuştur. Öyle ki tehlikeli diyende çok, tehlikeli görenleri saçma bulan da ama yapay zekanın tehlikeli olduğunu söyleyen çok önemli bilim insanları da var bunların başında :
Stephen Hawking ” ve “Elon Musk” gelmekte. Gelin şimdi de bu iki bilim insanının ve daha nicelerinin yapay zeka hakkında söyledikleri bir kaç söze bakalım:

Yapay zekalı makineler insan ırkının sonunu getirebilir. “Stephen Hawking” 

2029 yılının,yapay zekanın Turing testini geçeceği ve insan zekasına ulaşacağı yıl olduğunu düşünüyorum.2045’i ise,etkileyici zekamızı yarattığımız zeka ile birleştirip bir milyar kat arttıracağımız ‘Tekilliğin’ yılı olarak görüyorum. “Ray Kurzweil “

30 yıl sonra,Time dergisinin kapağında göreceğimiz ‘yılıın en iyi Ceo’su muhtemelen bir Robot olacak. “Jack ma”


Yapay zekada lider olan ülke dünyanın hakimi olacak. “Vladimir Putin”


Yapay zeka ya insanlığın basına gelen en iyi şey ya da en kötü şey olacak. “Stephen Hawking”

Geç olmadan yapay zekayı düzenleyin. “Elon Musk” 


Yapay zeka insan medeniyetinin varlığına karşı temel risk taşıyor. “Elon Musk”

Yapay zeka neden tıkanma noktasına geldi?Nedeni açık:Zeka,üstesinden gelinmesi son derece zor bir problem olduğunu kanıtlamıştır. “David Eagleman”

Her ne kadar yapay zeka hakkında onlarca söylenmiş söz, fikir, ihtimal de olsa gerçek şu ki günümüzde yaşarken pek çok başvurduğumuz yapay zeka ürünleri kullanıyoruz.Bunlar; Dinleme ve İzleme Öneri Robotları (Spotify ve Netflix)
Sohbet Botları, Akıllı Arabalar, Oyunlar

Bütün bunların yanın merakla bekleyerek hep beraber neler olacağını göreceğiz..

KİŞİSEL GELİŞİME DAİR

Kişisel gelişim, Kapitalist modern dünya ekonomilerinin geliştiği toplumlarda bireylerin ekonomik, sosyal veya psikolojik sorunlarına kendi başlarına çözüm üretmelerini sağlamaya dönük ortaya çıkan kültürel hareket ve onun uzantısı ürünlerin tümünü kapsayan bir ifadedir. Yazar sözlüklerde fakat kişisel gelişim, kendini sevebilmeyle başlar.

Peki bu adından sıkça bahsedilen kişisel gelişimimizi nasıl gerçekleştirmeliyiz yani nereden başlamalıyız, bu soruları kendinize soruyor iseniz yazımızın okumaya devam edin.

  1. KENDİNİZİ TANIYIN

Evet yanlış okumadınız önce kendimizi bilmeliyiz. Kendimizi tanımalıyız, kendimizi tanırken bazı sorular sormalıyız yine kendimize. Lafın kısası, içimize doğru bir yolculuğa çıkmalıyız. Ben kimim, benim değer yargılarım ne? Aslında düşündüğümüzde görüyoruz ki değerlerimiz bizlerin bir pusulası. Bizler görüyoruz ki yaşantılarımıza yön veren ve en çok etkileyen ana unsur değerlerimiz. O halde bunları iyi bilip, ölçüp tartıp yanlışlarımızı eksilerimizi bulmamız bu konuda yapmamız gerekenlerin başında geliyor.

Daha sonra sorun kendinize sorun ben kimim? Ne istiyorum? Ne yaparken mutlu olurum diye sorun ve unutmayın herkesten önce siz kendinizi tanıyın ..  

“Ancak kim olduğunuzu bildiğinizde kendinizi sevebilirsiniz.”

    – Ana Moreno

  • GELİŞİM VİZYONUNUZU BELİRLEYİN

Dünya, evren, etrafımızda ki insanlar, yaşamlarımız ve geriye kalan her şey sadece ama sadece bir seferliğine görüp görebileceğimiz şeyler ..

Evet dünyaya bir kere geliyoruz ve bunu iyi değerlendirmeyi herkes ister ama herkes sadece bunu söylemeyi tercih eder asıl yaşayanlar harekete geçenler olmuştur her zaman. Tüm bunları düşündüğümüzde bilmeliyiz ne için yorulmamız ne için zorluklara katlanmamız ne için mücadele ettiğimizi bilmeliyiz ve karar vermeliyiz. Hayalimiz olan işi hayalimiz olan hayatı yaşamak için yola koyulmalıyız. Sabahları küfürler ederek uyanmayacağınız bir işiniz olsun istiyor, çalışırken mutlu olmak istiyor ve para kazanmaya çalışırken hayatınızın boşa gittiğini düşünmeden yaşamak istiyorsanız önce kendinizi sorgulayın ve ardından ne yapmak istediğinize karar verin daha sonra ne gerekiyorsa onu yapın..

  • RİTÜELLERİNİZ OLSUN

 Değiştirmeye çalıştığınız hayatınzı, vücudunuzu ve zihninizi bu çıkmış olduğunuz yolda başarılı olması için destekleyin ne ile mi? Disiplin ile, kendinizi planlayın ve bazı ritüelleriniz olsun unutmayın ki “planı olan bir aptal planı olmayan bir dâhiyi yenebilir”..

  • BEDENİNİZE İYİ BAKIN

Çünkü bedeniniz sizin evinizdir. Bu dünyada her zaman sizinle olan yuvanızdır. O yuvaya ne kadar iyi bakarsanız o da size o kadar iyi bakar. İyi beslenme ve hareket o yuvanın bakımı için kritiktir.

Diğer bir hususta fizyolojik kısmıdır:

Bedeninizin o anki duruş hali, otomatik olarak düşüncelerinizi ve duygularınızı etkilemeye başlar. 

  • GELİŞİMİNİZ İÇİN KENDİNİZE İZİN VERİN

Kırılma, utanma, incinme korkusu gibi duygularla kurduğunuz savunma duvarları hayatınızı deneyimlemenizi ve gelişiminizi engelleyen en büyük faktörlerden biridir. Bu yüksek duvarlarla niyetiniz kendinizi korumaya çalışmaktır ama aslında yaptığınız muhteşemliğinizi de onların arkasında gizlemek olur. Oysaki o duvarların arkasında deneyimlenmeyi bekleyen sonsuz olasılıklar mevcuttur. Orası ilişiklerinizin daha güçlü ve gerçek olduğu bir yerdir. Orada siz de daha güçlü ve gerçek olursunuz. Gerçek anlamda canlı hayat o yüksek duvarların arkasındadır.

  • HAREKETE GEÇ

Zamanın azalıyor. Farkında mısın? Bu dünyada sonsuza kadar yaşamayacaksın! Harekete geçmek için neyi bekliyorsun? Hayallerinin önünde duran gölgelerle çok zaman harcamadın mı? Mazeretlerin arkasına saklanmaktan bıkmadın mı? Beklediğin fırsatlar asla gelmeyecek .. Çünkü ihtiyacın olan tek şey tamamıyla sensin! Tek başınasın ve ayaktasın, bu yeterli değil mi? Aslında gereken her şeye sahipsin…Yapabildiğini yap! Tüm varlığın buna bağlıymışçasına hareket et! İşte o zaman içindeki gücü tekrar hissedeceksin… Koşullar asla mükemmel olmayacak. Çünkü mükemmellik, senin tek bir hareketinle başlayacak… Bu dünyaya imzanı atmaya hazır mısın? O halde, şimdi ve buradan başla! Harekete geç!

AMAZON&TÜRKİYE

Bilindiği üzere Amazon şirketi dünyanın hemen her yerinde ismi bilinen ve hizmet veren bir online markettir. Amazonda insanlar ihtiyacı olanı bulabildiği gibi satışta yapabiliyorlar. Türkiye de de oldukça müşterisi olan Amazon kullanıcıları alışveriş yaptıklarında, ürünlerin ellerine ulaşması oldukça zaman alıyordu ta ki Amazon Türkiye açılana kadar. Artık  Amazon Türkiye de de hizmet vermeye başladı.

Artık alışveriş yapmak hem daha stressiz hem de müşteriler eskisi kadar beklemek zorunda değiller. Bütün bunların yanında artık Amazonda satış yapmak isteyenler içinde büyük bir fırsat yakalamış oluyorlar .

NEDEN AMAZONDA SATIŞ YAPMALIYIZ?

Amazon, günümüzde hemen hemen her alanda her konuda satış yapan ve ismini dünyaca duyurmuş olan bir şirket olduğundan ve sunduğu hizmetlerden ötürü E-ticaret konusunda şu an eline su dökebilecek başka bir alternatifi bulunmuyor. Bir önceki yazımızda da bahsettiğimiz üzere artık ülke ekonomilerinde E-ticaretin hatırı sayılır bir yeri var.

Amazon; kargo, depolama ve hem yurt içinde hem yurt dışında yüzbinlerce müşterisi olan bir şirket olması bakımından burada faaliyet göstermek oldukça mantıklı olacaktır. Üstelik bu işe biraz kafa yorup, planlı çalışarak çok paralar kazanabilir hatta ve hatta yan bir kazanç olmaktan çıkıp asıl işiniz haline de gelebilir.

AMAZONDA SATIŞ YAPMADAN ÖNCE BİLMENİZ GEREKENLER

Amazon, satıcıların ürünlerini son kullanıcılara ulaştırabileceği, trafiği yüksek mecralardan en büyüğü dersek diğerlerine haksızlık etmiş olmayız. Ancak Amazonda satış yapmaya başlamadan önce kendimize bir yol haritası, strateji belirlemekte fayda var. Kısaca sizlere satış stratejinizi oluşturacak birkaç önemli husustan bahsedeyim..

1-) Hedef Pazarın Belirlenmesi

Amazon’da ürün listeleyerek satış yapacağınız ülke ya da ülkeleri belirlemenizde fayda var. Nitekim, Amazon’un global anlamda satıcılar için avantaj sağlamasının yanı sıra fırsat maliyeti olarak görülebileceği durumlarda olabilir. Bu nedenle, ürün satacağınız pazardaki Amazonun satıcılara sağladığı hizmetleri araştırmanızda fayda var.

2-) Ürünün Karlılığı

Öncelik olarak satış yapmak istediğiniz ürünün Amazonda satılabilir ve karlı olup olmadığını öğrenmeniz gerekmektedir.

3-) Rekabet

Satmayı planladığınız ürünün/ürünlerin Amazon içerisindeki rekabet derinliğini detaylı bir şekilde analiz etmenizde fayda var.

4-) Ürün listelemesi

Ürünlerinizi Amazon mağazanıza yüklerken aşağıdaki 3 konuya dikkat etmelisiniz.

A-) Yazılı İçerik B-) Görsel İçerik C-) Arama Terimleri

Ürünleri listelerken anlaşılabilir olması bakımından net ve bilgi vermeye yönelik olmasına önem göstermelisiniz.
5-) Müşteri İlişkileri ve Satış Sonrası Hizmet/Destek

Amazon’u müşteri tarafında değerli kılan önemli faktörlerden birinin de müşteri memnuniyeti olduğundan dolayı, müşterilerle satış sonrası gerek yorumları gerekse destek almaları durumunda ilgili ve yardımcı olamaya yönelik tavır takınmak da önemli bir husustur.

6-) Amazon İçi Reklam Araçları

Bu reklamlar, Amazon içinde satıcılara sağlanan hizmetlerden biridir. Amazon’da ürünlerinizin reklamını yapabilmeniz için “seller account” ya da “vendor account” ınızın olması gerekmektedir. Ürününüze, bütçenize ve satış stratejinize en uygun reklam modellerini seçmeniz gerekmektedir.

Günümüzün Yükselen Mesleği”E-Esnaf”

Bilindiği üzere artık bir çok şey gibi ticarette sanal ortama taşınmaktadır.Üstelik hiç de azımsanmayacak kadar değerli bir iş alanı oluşturmaktadır.Öyle ki insanlar veya kurumlar E-ticaret sayesinde servetler kazanıyor dersek abartmış olmayız..E-ticaret demişken Amazondan söz etmemek Jeff Bezos’a ayıp olurdu.Bildiğiniz üzere Amazon E-ticaret alanında oldukça önemli girişimleri bulunan,E-ticaret alanında bir şeyler yapmak isteyenler için de yine oldukça önemli imkanlar sunan alanında en büyük ticaret sitesi veya girişimi diyebiliriz.

Peki şu adından sıkça söz edilen sözüm ona “E-Esnaflık” ne gibi imkanlar sunuyor gelin beraber kısaca inceleyelim..

  • 1-)Satıcılara,daha kısa sürede daha fazla müşteriye ulaşabilme imkanı sunuyor,bu da daha çok ürün satmak demek..

  • 2-)Müşterilerin her zaman ulaşabildiği,günün her saati açık olan bir mağazaya sahip olma imkanı sunuyor,sen uyurken açık bir mağazan varmış gibi düşünmek gerek..

  • 3-)Alan,mekan gibi kısıtlamaların olmadığından ötürü ürün çeşitliliğinde rahatlık sağlıyor.

  • 4-)Ürünleri dilediğin gibi tanıtmak ve pazarlamakta özgürlük sağlıyor.

  • 5-)Ürünleri depolamak gibi bir uğraştan uzaksınız.

  • 6-)Mağaza,depo gibi mekan kiralarını vermekten de muafsınız.

Elbette bazı dezavantajları olsa da E-Ticaret günden güne varlığını ve kapsamını genişletmekte olan bir iş grubu..Düzenli ve planlı bir şekilde yapıldığında kayda değer sonuçlar alındığının da tecrübelerimizle sabit olduğunu belirtmek isteriz..